Akademik Birikim Oturumları / Oktay Taftalı

AKADEMİK BİRİKİM OTURUMLARI

OKTAY TAFTALI

23 NİSAN 2016 CUMARTESİ

 

İBA Akademik Birikim Oturumları’nın 23 Nisan 2016 Cumartesi günü düzenlenen programının konuğu İstanbul Medeniyet Üniversitesi’nden Doç. Dr. Oktay Taftalı’ydı.

Taftalı, konuşmasında akademinin kökeni ve kendi akademik tecrübelerinden yola çıkarak her daim bir şeyler üretmeyi gaye edinmenin önemi üzerinde durdu.

Taftalı, “Akademi”nin Antik Yunan’da yarı tanrı olan Akademos’tan geldiğini, Platon’un kurduğu “Akademia”nın da ismini buradan aldığını açıklayarak konuşmasına başladı. Bugün akademinin temelinde bulunan bilimsel bilginin ilk kez  Platon’un Akademia’sı ile vücud bulduğunu dile getirip; Platon’un sofos, episteme ve doxa olarak üçe ayırdığı bilgi türlerine değindi. Akademinin talep ettiği bilginin; zaman, mekan ve gözlemci eşliğinde gerekçelendirilebilen, gerekçelendirilebildiği kadar da reddedilebilir olan episteme olduğunu belirtti. Aynı zamanda akademik tecrübeden kastedilenin de episteme olduğunu ifade ettikten sonra kendi akademik hayatı üzerinden akademi için önem arz eden noktaları vurguladı.

Taftalı, İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümünden iyi bir ortalamayla mezun olduktan sonra akademide olmayı, Felsefe için uğraşmayı kendine hedef edinmiş ve sürekli bu amaçla çalışmış.  Felsefeye olan ilgisinin yanında edebi kimliği de bulunan Taftalı’nın yazdığı şiirler ve edebi yazıları da bu dönemde dergilerde yayınlanıyormuş. Avusturya’ya gitmesiyle zaman içerisinde akademiden uzak kaldığı dönemler olmasına rağmen bir şeyler üretme faaliyetinden hiçbir zaman vazgeçmemiş. Bilimsel nitelikler taşıyan makaleleri, yazıları İstanbul’da dergilerde yayınlanmaya devam etmiş. Geçen 30 yılın ardından Viyana Üniversitesi’nde doktorasını tamamladıktan sonra, 2010 yılı itibariyle Kırklareli Üniversitesi’nde Yrd. Doç. olarak göreve başlamış.

Taftalı, akademiden uzak kaldığı süre boyunca akademinin bir gereği olan yazma, araştırma, üretme gibi faaliyetlerini sürdürdüğünü belirtti. Taftalı’nın özellikle vurguladığı üzere, ortaya koyduğu bu çalışmalar sonrasında akademide hızlı adımlarla ilerlemesini sağlamış, kendi tabiriyle onlar birer “nimet” olarak kendisine geri dönmüş. Akademinin maddi beklentiler için yapılamayacağını; kariyer, saygınlık, ikbal beklentisiyle bu camiaya girmenin hayal kırıklığına uğratabileceğini; akademinin sadece gönül işi olduğunu bilmenin en büyük motivasyon oluşturacağını ifade etti. İlim yolunda edeb, azim, sebat, gönül ve şükrün önemini “edeb olmadan ilim olmaz, sabır yoksa ilim olmaz” sözleriyle vurguladı. Hatta akademide olunmasa dahi halisane bir şekilde yapılmış araştırma, üretim faaliyetinin hiçbir zaman boşa gitmeyeceğinin altını çizdi.

Taftalı’ya göre yazma ve araştırma faaliyetlerinin yoğun ve fâsılalı olmasındansa az da olsa süreklilik arz etmesi önemlidir. Korkutucu olan insan hayatında gecikmelerin olması değil,  süreçlerin kesintiye uğraması ve bir daha dirilmemesidir. Bu süreklilik kişinin alandan uzaklaşmayarak daha verimli işler ortaya koymasını sağlayacaktır. Kendisinin gösterdiği bu sürekliliğin de doçentlik unvanını birkaç yıl içerisinde alabilmesine vesile olduğunu dile getirdi.

Taftalı, Teoman Duralı ile olan ilişkisi bağlamında Tolstoy’un Gogol için söylediği söze atfen “hepimiz Teoman Hocanın paltosundan çıktık ve bunu her zaman gurur ve saygıyla itiraf ettik,” diyerek konuşmasına son verdi.

Kifayet Karabaşoğlu

© 2018 İstanbul Bilimler Akademisi